8 Mayıs 2011 Pazar

felt asleep

peki nerdesiniz?

şöyle akşamüzeri olsa, yakmayan güneş olsa, hafif gözümüzü kısıp birbirimize ve biralarımıza baksak bir eski-peyote akşamlarından olsa.

oooh.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

test

bakalim bu sayfaya biri bakacak mi? :)

22 Ekim 2009 Perşembe

kitap kutbu

Sevdiğim, sevmediğim kitaplar hakkında yazdığım bi blog oluşturuyorum, şimdilik iki tane yazdım. Eger sız de yazmak ısterseniz haber verin. Aslında hayalim, zevkine guvendıgım insanların yazacagı bir blog oluşturup, bu yorumlar sayesinde de hem bi birikim hem de ne okusam denilince acıp bakılacak bir yer oluşturmaktı, ama genelde böyle girişimler patlar oldukları için şimdilik kendi kendime konusuyorum galba, ama dedıgım gibi yazmak isterseniz söyleyin;)

http://kitapkutbu.wordpress.com/

20 Ekim 2009 Salı

gokyuzunde bir duvar ordum

cok uzun bir ara yine. iyi oluyor ama; birden an geliyor, hatirliyorum bu blogun varligini. belki istanbul'da olmak hatirlatti yeniden.
sadece bir ruya paylasacagim sizlerle. aslinda goreli bir bucuk ay kadar oldu. ama o kadar ozle bir ruya ki! cok seviyorum onu. bir de yillardir bitmek tukenmek bilmeyen kabuslarim sanki artik yok gibi. en azindan sabahlari dayak yemis olarak kalkmiyorum bu ruyayi gordugumden beri. belki sonra bir kucuk oykucuge donustururum. buyrun okuyun ruya perileri:) bu arada ruya yorumundan anlayan varsa memnuniyetle beklerim yorumlari da..

***
gokyuzunde yasiyorum. oylece havada asili kalmis, yuzer bir halde. tum gokyuzu benden sorumlu. yillardir gokyuzunu masmavi, gunesli tutuyorum. herkesi mutlu etmek icin. her sey sakin, her sey mavi ve sicacik.
yeryuzunde bir kadin lanetleniyor. nedenini bilmiyorum. sonra uzerindeki toprakla beraber birden gokyuzune gonderiliyor. ufak bir adacik uzerinde o da gokyuzunde yuzmeye basliyor. uzun siyah sacli bir kadin. ben yaslarinda. 30 yasinda da olabilir. benden gokyuzunun yarisini istiyor. vermiyorum. sonra israr ediyor. "olmaz" diyorum, "bir seyleri yalnis yaparsan, her sey mahvolur. veremem gokyuzunun yarisini sana". bu sefer para teklif ediyor; gokyuzunun yarisini satin almak istiyor. yine "olmaz" diyorum. "gokyuzu satilik degil! hem bu cok buyuk bir sorumluluk: gogu surekli masmavi ve gunesli tutman lazim. eger firtina cikarirsan her sey bozulur". kadin hem hircin, hem de inatci. vazgecmiyor. aslinda tam guvenemiyorum ama yine de eninde sonunda ikna oluyorum. yarisini ona veriyorum. sonra gokyuzune koca bir duvar oruyoruz. bir yarisinda ben, digerinde kadin. ama kadin gokyuzunu alir almaz tum guclerini kullanmaya ve kar firtinalariyla dolu dolu saldirmaya basliyor benim tarafima. "dur" diyorum. ama dinletemiyorum. ilk once hicbir sey yapmiyorum. sadece kendimi korumaya calisiyorum. en azindan benim tarafimdaki gunes gitmesin diyorum. ama sonra gucunu gittikce arttiriyor ve bu sefer ben kadini tehdit etmeye basliyorum. "ben yillardir burada yasiyorum ve inan senden daha buyuk firtinalar yaratabilirim. beni buna mecbur etme, pisman olursun" minvalinde laflar sarf ediyorum. kadin bana misin demiyor. en sonunda ben de tum gokyuzunu kollarimla bukuyorum ve kocaman kocaman firtinalar yaratiyorum. aramizda bayagi siddetli bir savas yasaniyor. en sonunda kadin malup oluyor. ikimiz de yorgunuz.
sonra barisiyoruz birbirimizle. ve sevgili oluyoruz. birbirimize yaklasip opusmeye basliyoruz. opusurken gozlerimiz kapali. sonra dudaklarimizi ayiriyoruz. gozlerimizi aciyoruz. ama artik gokyuzunde degiliz. yeryuzune inmisiz.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

max richter - the art of mirrors.

28 Nisan 2009 Salı

makalelerden yürüyüşlere

gönül ister ki dönem çarçabuk geçse
hava güzel, bahar dinginliği olsa
biz yaşlanmış kadınlar
kolkola yürüyüşte

çabucak yorulsak
otursak bi banka
aaah ah desek eskiden hayat
geri dönsek buralara

ne şair ne aşık
düz yazı der ki
sizsiz burası kalabalık ve can sıkıcı bi peyote
zaman değişecek o günler gelicek ki a istanbul a şimdi nefes al nefes ver dicez.

oh.

25 Nisan 2009 Cumartesi

timarhaneden makaleler...

ne cok'u sair ne cok'u
benden de bir o kadar amerikanya bogumu
st louis'li undergrad partilere gider
elin jack'i bisikleti tek paca surer
grad'in derdi daglari deler
ben bitmisim dostlar sagolsun

asik asli der toronto kahve diyari
bir turlu icemez ajdadan cayini
onun derdi benimki, hepisi hep ayni
buralarda orta amerika selami
kimse bilmez cayhanenin adini
ben bitmisim dostlar sagolsun

lydia der steptoe olam
tatil gibi hayal olam
ama der tatli yurek nerede tatil?
kalmis 7 gunum bitmez bu halim
ben bitmisim dostlar sagolsun

istanbul'un tasi topragi altin
umraniyesi tuzlasindan cana yakin
bir yaz sicagi ki uzume salkim
cayhanesiz sehir olur mu?
ben bitmisim sen bitmis
eller klavyeye bitismis
sila ozlemi cekilmez
ben gittim dostlar sagolsun