26 Şubat 2009 Perşembe

ben böyle sakin sakin kalmak isterken, zaten kimseyle pek konuşasım yokken, sıkılırken konusmaktan, tam şu an içeride recep ivedik eşliğinde rakı içiliyor. ben ise gıcık, suratsız ev sahibi olarak, odama gelip, ışığı da açmadan buraya yazıyorum. Sakin sakin kitap okuma planları yaptıgım bir gece, sayın ivedik'in anırmaya kusma arası, tam olarak ne olduğunu çözemediğim seslerini dinliyorum. Bir de bu seslerin arasındaki sohbetlerden anlıyorum ki, birileri çırağan sarayında bilişim konferansı düzenleyip oraya parayla dinleyici götürüyorlarmıs 30 liraya bütün gün konferans dinliyorsun, işe gel. aynı insanlar çevreci eylem düzenleyip 50 liraya aktivist kiralıyorlardı bana da gider misin demislerdi hehe.

Ben artık havalar ısınsın istiyorum ya da en azından şu yağmur dursun istiyorum. istanbul'dan uzak olanlarımız için hemen belirteyim, burada neredeyse iki haftadır yağmur yağıyor. Böyle olunca da açık havada, çay bahçelerinde saatlerce oturamıyorum. Kapalı yerlere tıkılmak zorunda kalıyorum. bahar gelsin artık, sokaklar da yaşam alanları olarak yeniden katılsın hayatımıza, günler uzasın, saat dörtte mesela, hava tam dışarıya çıkılmış kıvama gelmişken ben yürüyerek deniz kenarına ineyim, bu sırada beşiktaş'daki çay bahçesi de yeniden açılmış olsun ve ben orada oturup kitap okuyayım istiyorum mesela. Ya da gidip istiklal'de, adını unuttuğum simit sarayının yanındaki pasajdan geçilip gidilen çay bahçesinde oturayım istiyorum. çizmelerimi giymem gerekmesin, spor ayakkabılarımı ve kollarımı içinde kolayca hareket ettirebileceğim kıyafetlerımı giyip sattlerce yürüyebileyim. kış hareketleri ve yaşam alanlarını sınırlıyor; kışın banklar eksiliyor hayattan ya da simit alıp deniz kenarında çayla kahvaltı etme planı yapılamıyor. Öyle işte, kış sıkışmış hissettiriyor inasna kendini, hem kıyafetlere hem de çatıların altına sıkışmış hissettiriyor. Böyle bir nefessizlik hali oluyor, bir de bir doluluk hali. İşte kışa özgü bir hal bu galiba, hava ısındıkça geçiyor, hep öyle oluyor. bu yüzden hava ısınsın artık. yazının özeti budur.

3 yorum:

crying over pros for no reason dedi ki...

ya burada disarida oturmak gibi bir eylem imkansizliklar dahilinde algilanirken 5 gun cay bahcesinde oturamadin diye uzulmek nedir kardesim? kis dedigin mevsim 2 haftadan uzun suren bir fenomen genelde.
siz subat ayinda degil misiniz turkiye'de? yani baska ne bekliyorsun kuresel isinmaci seni?
iceridekilere de deseydin recep ivedik ustunuze duser insalla diye. yani cay bahcesi diyorsun icim ciz ediyor, bulan var bulamayan var.

zeynep dedi ki...

:) ya evet yazdıktan sonra ben de düşündüm. ama ne yapayım benim de derdim bu. için cız etmesin, ben de gidemiyorum işte fark etmiyor. çay bahçesi mevsimi açılınca sen burada olucaksın zaten. birlikte gideriz, ben dersten çıkar seni kahvaltıya çağırırım çok güzel olur.

lydia.steptoe dedi ki...

valla az kaldı. geleneksel çay bahçeleri okuma günleri öneriyorum.