20 Ekim 2009 Salı

gokyuzunde bir duvar ordum

cok uzun bir ara yine. iyi oluyor ama; birden an geliyor, hatirliyorum bu blogun varligini. belki istanbul'da olmak hatirlatti yeniden.
sadece bir ruya paylasacagim sizlerle. aslinda goreli bir bucuk ay kadar oldu. ama o kadar ozle bir ruya ki! cok seviyorum onu. bir de yillardir bitmek tukenmek bilmeyen kabuslarim sanki artik yok gibi. en azindan sabahlari dayak yemis olarak kalkmiyorum bu ruyayi gordugumden beri. belki sonra bir kucuk oykucuge donustururum. buyrun okuyun ruya perileri:) bu arada ruya yorumundan anlayan varsa memnuniyetle beklerim yorumlari da..

***
gokyuzunde yasiyorum. oylece havada asili kalmis, yuzer bir halde. tum gokyuzu benden sorumlu. yillardir gokyuzunu masmavi, gunesli tutuyorum. herkesi mutlu etmek icin. her sey sakin, her sey mavi ve sicacik.
yeryuzunde bir kadin lanetleniyor. nedenini bilmiyorum. sonra uzerindeki toprakla beraber birden gokyuzune gonderiliyor. ufak bir adacik uzerinde o da gokyuzunde yuzmeye basliyor. uzun siyah sacli bir kadin. ben yaslarinda. 30 yasinda da olabilir. benden gokyuzunun yarisini istiyor. vermiyorum. sonra israr ediyor. "olmaz" diyorum, "bir seyleri yalnis yaparsan, her sey mahvolur. veremem gokyuzunun yarisini sana". bu sefer para teklif ediyor; gokyuzunun yarisini satin almak istiyor. yine "olmaz" diyorum. "gokyuzu satilik degil! hem bu cok buyuk bir sorumluluk: gogu surekli masmavi ve gunesli tutman lazim. eger firtina cikarirsan her sey bozulur". kadin hem hircin, hem de inatci. vazgecmiyor. aslinda tam guvenemiyorum ama yine de eninde sonunda ikna oluyorum. yarisini ona veriyorum. sonra gokyuzune koca bir duvar oruyoruz. bir yarisinda ben, digerinde kadin. ama kadin gokyuzunu alir almaz tum guclerini kullanmaya ve kar firtinalariyla dolu dolu saldirmaya basliyor benim tarafima. "dur" diyorum. ama dinletemiyorum. ilk once hicbir sey yapmiyorum. sadece kendimi korumaya calisiyorum. en azindan benim tarafimdaki gunes gitmesin diyorum. ama sonra gucunu gittikce arttiriyor ve bu sefer ben kadini tehdit etmeye basliyorum. "ben yillardir burada yasiyorum ve inan senden daha buyuk firtinalar yaratabilirim. beni buna mecbur etme, pisman olursun" minvalinde laflar sarf ediyorum. kadin bana misin demiyor. en sonunda ben de tum gokyuzunu kollarimla bukuyorum ve kocaman kocaman firtinalar yaratiyorum. aramizda bayagi siddetli bir savas yasaniyor. en sonunda kadin malup oluyor. ikimiz de yorgunuz.
sonra barisiyoruz birbirimizle. ve sevgili oluyoruz. birbirimize yaklasip opusmeye basliyoruz. opusurken gozlerimiz kapali. sonra dudaklarimizi ayiriyoruz. gozlerimizi aciyoruz. ama artik gokyuzunde degiliz. yeryuzune inmisiz.

4 yorum:

crying over pros for no reason dedi ki...

sanki bu ruya degil de oyku gibi bir ruya olmus. bir efsane ya da mit yazmak istesen ancak boyle yazilirdi herhalde.
ilk anda akla gelecek bir yorum benimkisi belki: iki kadinin var gibi icinde ve bir sekilde, birini yadsimis olmaktan dolayi ayri evrenlerde yasayabilmissiniz ancak. klasik bolunmusluk gibi gelecek ama oyle okudum nedense yazdigini. topraktaki lanetli kadin gokyuzundekinin hosuna gitmemis gibi. yanyana geldiklerinde ise ancak soyut bir sekilde kendilerini ifade edebilmisler, gokyuzunde, genellemelerle birlikte sinayabilmisler birbirlerini gibi. ve sonra o kabullenis ani, savastan sonra, sevgililik, icice gecmeyle birlikte ayni zamanda topragi, ölümlulugu getirmis, somutu, beraber topraga basabilmeyi getirmis belki. gerci gokyuzunde bulutlari kontrol edebiliyor olmak hic fena degil:) ama nedense gokyuzundeki kadin yalnizmis gibi geldi bana.
bunlari seni dusunmeden yazdim tabii. bir de asli nasildir diye dusunerek bambaska bir yorum da yapilir herhalde.
oyle ilk anda dusundugum bunlar oldu, sonu cok guzel.
hosgeldin istanbul'a, ozlemis seni:)

bir de ben hep bakiyorum bu siteye. neredeyse her gun, yeni bir sey gormeyecegimi bilerek aslinda. aliskanliktan belki. o yuzden yazini gorunce cok mutlu oldum. guzel haber alirsin gibi "yeni" bir sey gormus oldum. bi de uzaktayken boyle yeniler daha heyecanlandiriyor insani.

hesna dedi ki...

bayildim yorumununa! cok guzel desmissin, boyle dusunmemistim:) benim icin de daha bir manali oldu. hele de ruyayi buraya yazarken atladigim bir ayrinti da babaannemin evinin oturma odasi. diger kadinla opustukten sonra kendimi buldugum yer aslinda babaannemin oturma odasiydi:)
istanbul beni ozlemis, en istanbul'u ozlemisim ama gelir gelmez bir hirpaladik birbirimizi. o yuzden simdi samsun'a kactim bir kac gunlugune:) hem istanbul eksik; sen yoksun. seni zaten nasil ozledigimi dile dahi dokemiyorum! artik mecbur ocak ayini bekleyecez.
ya evet, bu sitede ne zaman yeni bir sey olsa ben de heyecanlaniyorum. firsat buldukca ic dokmek o yuzden cok guzel.

crying over pros for no reason dedi ki...

niye istanbul canini sikti merak ettim. vakit bulunca yazsana bana, hem sikintilardan hem guzelliklerden:)

hesna dedi ki...

yok yok canimi sikmadi:) henuz o kivanda degiliz. yoruldum hemen ilk iki haftada. yoksa guzel yani her sey; dostlar dostlar dostlar. ama yazacam zana yakinda. uzun zaman oldu uzun email atmayali. upuzun emaillerin tadindan yenmiyor:)