5 Ocak 2008 Cumartesi

hastalikta sayiklamak

simdi birden besiktas caycisi blogumuzun ayirdina vardim. nasil mi oldu? iki gundur hasta yatagimda, tum dunyam yastiklarim(iki tane yatak yastigi, ikisi mavi bir tanesi kahverengi olmak uzere uc tane kirlentvari pofuduk yastiklar), yorganim(krem, mavi ve acik kahverengi kareli nevresim takimimla sarili), bilgisayarim ve artik odamda da icmeye basladigim sigaram olmusken, ceren'in gonderdigi davetiyeyi yeniden hatirladim. zira uygun bir zamanda hasir nesir olmak icin kafamin arka koselerinde bir yerlere tikmistim. su an vitaminlerle bezeli bunyem cumle kurmaya pek musait olmasa da, sorumluluk duygusuyla bir kac satir yazayim dedim. onemli olan havuzu doldurup, sonra gunesli gunlerde icinde yuzmek. di mi? ya da buz gibi gunlerde havuza atlayip gunesi hatirlamak. ikisi de kafi!(ve cok degerli)
o zaman ben de bu ani hatirlamak icin yaziyorum.
su an tek hissedebildigim bedenim. buralarin -24luk soguguna gecen gun fena kaptirmisim kendimi. simdi de evden cikamiyorum. her yanim halsizlik. sacma sapan filmler ve dizilerle iki gunu devirdim. insan yataga saplandikca saplaniyor. sanki iyilesmek istemeyen bir hal her yanina yayiliyor. yattikca yatmak istiyorsun, tum hayat yatay perspektife batmis bir cift gozun odanin otesine kayma hezeyanlari. odam ve ben. yatagim ve ben. bazen yatak ve oda. hatta cogu zaman tum oda bedenim, tum yatak da odam oluyor. tabi bir de hayat var iste; tumunu odaya sigdirmaya calistigin, duvarlara baktikca destigin, tavani izledikce icine cektigin. hasta olmasam tum bunlar olmayacakti, hayat algim sasmayacakti! sasti da noldu? aman bosverin, iyi oldu.
yarin iyilesince, yine hayat disarlara tasacak, tavanin yerini gokyuzu alacak, duvarlar sokaklara donusecek, yatay perspektif ayaga kalkacak. ama simdilik bu biraz daha beklesin. cunku yarinki durum hep alisik oldugumuz zaten. o aliskanlik icinde bedenimi coktan unutuyorum. oysa ki su an icersinde bedenim bana kendini zorla dinletiyor. hasta olmasam bu kadar duymayacagim varligini belki. birden -24 derece soguk gibi yuzume carpip varligini hatirlatiyor. kendi icinde bir asiri varolma hali iste. kisa sureli ama keskin, net ve acili. varolmanin baska net bir tanimi var mi zaten? biliyorsaniz soyleyin.
mesela simdi bilinc akisiyle dusunmeye basladim: bedenimi zipkin gibi hissettigim anlar ne zamanlar? (hani hep asirilik hali icersinde erekt oluyor algimiz da kolumuzu, bacagimizi, kafamizi hatirliyoruz)
hastalik bunlardan biri, tamam. baska? aklima geneleri siraliyorum:
denize ilk girdigim anki usume
orgazm oldugum anki titreme
yazin o yapis yapis nemli havasinda kalabalik bir halk otobusundeki vicik viciklik icersinde kurtulmak istedigin tiksinclik
ya da ani bir sekilde merdivendan dusme, kaza yapma
yolda yuruken birisine kut diye carpma..aaa...hahahah...hatta cok guzel temizlenmis ve varligini algilamadigin bir cama carpma(bu bana burada bir binada oldu, hem cami hem de bedenimi fena algiladim. evet, dedim kendi kendime, ben VARim)

ne kadar net ve aniden tanimli anlar ama di mi?

simdi ben bunlari niye yazdim. bir yere gitmiyor. sadece oyle dusunurken parmaklarimdan klavyeye dokuluyor iste. fakat sunu da soyleyeyim: hastasin, bedenini neredeyse tamama yakin hissediyorsun ama aklin ucuyor. ikisini ayni anda yasamak...?? i- ii ..namumkun. boylece klasik akil beden ayrimini da ne guzel yeniden yeniden pisirip onunuze koymus oldum. halbuki bu mudur? degildir. ama hastalik aninda akilla beden barismiyor, en azindan bunu biliyorum. siz de tasdikli halini su okudugunuz cumlelerle zaten bizzat gorusyorsunuz.

ben iste yazdikca yaziyorum. heh ceren, sirf yazan sen olma diye bak iste boyle cumlelerle doldurdum burayi. yazdikca da yazasim geliyor. ama artik iyice hipnoz modeli cumlelere gecmek uzereyken ben biraz susayim, tekrar hastalik hali kucuk sekerlemelerimden birine gomuleyim. siz de bol bol C vitaminli cumleler kurun ki, dermansiz kalbim kanlansin, canlansin

2 yorum:

crying over pros for no reason dedi ki...

ah geçmiş olsun aslıcım. ıhlamur var mı orada?
şimdi evden çıkıcam da kısa kısa oldu şimdilik.

crying over pros for no reason dedi ki...

garip, akıl gidiyor diyorsun ya. insan hastayken, ki size de olmuştur "ölmek istiyoruuuuuuuuum!" diye bağırdığı anlar oluyor.
bir yaz ben de enfeksiyon kapıp sonrasında ateşler içinde, gerçekten ölmeye kani olmuş bir halde neredeyse belki (gerçi bunun hakikatini test etme şansımız yok) öyle bağırmıştım.
akıl gidiyor diyorsun dediğim, o bedenin farkındalığı (hatta doğum, aynı travmasının bir replayi diyelim heheh) sanki hastayken insanın hafizasına kaydedilmiyor. hatırlayayım diye yazdım diyorsun ya. hastalıktan ilk çıkıldığı zamanlar da, ilk dışarı çıkış, ilk "normal konuşma" bir şenliğe dönüşüyor.
travma-söz ilişkisine dair ne denir bilmem şu anda kıçımı kırmış olduğum koltuktan:)
ayrıca kurufasülye pilav yiyorum. aslı siz orada yapıyor musunuz böyle yemekler şeyler?