24 Ocak 2008 Perşembe

zil takip oynamak

hala alisamadim buranin kapi zillerine. bir anda "zarrrrr!!!" sesiyle doluyor tum ev. sanki acil eylem alarmi. "yine geldiler" hissi. "gelmesinler" cigligi. "dikkat! evine girecek var" sinyalleri. gelen hep tehdit gibi; senin gununu istila edecek, rutini askiya alacak, en mahremine, evine birisi girecek. tani, tanima; fark etmez. burada evlere misafir istenmiyor. burada misafir, kapina gelip zile basmasiyla kulagini tirmaliyor, duymak istemeyecegin bir sese donusuyor. daha kapida kim oldugunu bilmiyorsun bile! o kapi zilinin cikardigi ses, misafirini, bir saniyeligine bile olsa, sifirlamana yetiyor.
ilk zamanlarda kulagim bu sert ikazi algilamamisti. ya da sadece bizim evin zilinin gelene karsi bu kadar kaba oldugunu dusunuyordum. sonrasinda burada bir kac eve misafir olma sansim oldu. kapi ziline bastigim anda, ev sahibiyle kurdugum ilk "sesli" iletisimin "zarrrrrr" oldugunu duydum hep. gelisimi boyle haber vemeyi ben secmedim. ama onlar misafirlerinin gelisini nasil duyacaklarini boyle secmisler. burada tum kapilar "zarrrr" diye bagiriyor. neredeyse tum evlerde "niye boyle bir zil sesi secmisler" diye dusunurken, aslinda bunun ne kadar da kanadalilikla alakali oldugunu yeni yeni anlamis durumdayim.
buradaki insanlarin yuzde ellisinin evlerinde yalniz olecegine ve cesetlerinin curudukce etrafa yaydiklari koku sayesinde gunler sonrasinda bulunacagina dair bir hipotezim var. insanlarla sadece sokakta merhabalasmayi kendine ogretebilmis, ama 4-5 cumlelik sikici, yapay-samimi dialoglarin otesine gecememis insan cansizi kanadalilar tabi ki zillerini "zaaarrrrrr" diye sececekler. onlar evlerine insan geldikce uzulenler, "personal space"im istilaya ugradi endisesiyle hop oturup hop kalkanlar. ne zaman zile bassam, ulke sinir guvenligindeki o arayici tarayici aletlerin icersinden geciyormus gibi hissediyorum. cebimde bozuk para unutmusum da, o aletler "zar zar" otmeye baslamis sanki. "Ammmannnnn!!" diyorum. hani biliyorum bir sorun yok, yanlislikla ottu, zararli degilim, tehlike icermiyorum vs. ama kisa sureli de olsa tedirginlik her yanimda. kendi zarasizligimdan emin olmak degil aslolan. asil onemli olan sey, tam da kapidan gececegim anda, kapiyi acan kiside ne hissettirdigimi dusunmem, ondaki tedirginligi sezmem, iceriye korkakca adim atmam. burada evlere "hosgelmek" pek mumkun degil. evli evine koylu koyune. kapilar kapansin, herkes evinde otursun, mumkunse kimse gelmesin. bir gelen olursa da, ziller zaten alarmda.
turkiye'deki kapi zillerini dusunuyorum sonra. kus sesleri, yumusak "ding dong"lar, sadece "ding"ler, sadece "dong"lar...hatta yakin gecmisa kadar, "uskudara gider iken aldi da bir yagmuuuuur"un yapibozuma ugramis nagmeleri. ya da yesilcam filmlerinde sikca duydugumuz, dinledigimiz pek cok ezginin kapi zili versiyonlari. duyunca ne tehdit, ne de korku hissedebiliyorum. sadece merak ediyorum. hatta "kim gelmis"in ufak heyecaniyle kapiya dogru adimlarimi hizlandiriyorum. diyecegim odur ki, gelen hep sarkili turkulu geliyor, gelisini kuslarin otusuyle kulagima caliyor. hatta abartmayacaksam, evin "ding dong"un esliginde misafire reverans verdigini bile iddia edesim var. "hosgeldin"e intro misali. ama gercekten "hosgeldin" duygusu. simdi kulagimda memleketimin misafirini guzelleyen kapi zilleri caliyor. oraya gelince kendime guzel bir zil alacam. sonra buradaki evime o zili takip, her gelen misafirle gobek atacam. gelene kapim hep acik; ama soyle en nagmelisinden, en kuslusundan sen sakrak gelsinler. ohhhh, hosgelsinler...

1 yorum:

crying over pros for no reason dedi ki...

aslıcıkım
adnan abi seni sordu geçen gün, ben de oradaki zilleri sevmediğinden bahsettim:) bir de yazın geleceğinden.