çok uzun zaman sonra ben bi film ve peşi sıra gelen bi kitap sonrasında oturdum üzüldüm. marianne faithfull'un oynadığı irina palm ve atwood'un kitabı nam-ı diğer grace.
kitabı kendine benzettiğin noktada daha çok etkilendiğini sanırken aslında çok daha az sarsılıyosun. kendine yakın bulduğunda sanki olan sana oluyo da, bi dönüşü var da, tanıdık yani. ne tezer, ne d. barnes ne aslı erdoğan grace'in etkisini yapmadı.
ya dönemsel, ya diil. bilmiyorum. önemi de yok galba.
"bir hikayenin göbeğindeyseniz, hikaye filan değildir o, bir kargaşadır; karanlıkta bir kükremedir, körlüktür, cam kırıklarıyla tahta kıymıklardan oluşan bir yığındır; hortuma yakalanmış bir eve benzer, yahut belki buzdağları arasına sıkışmış ya da çağlayandan çağlayana sürüklenen bir gemiye, güvertede kimsenin gücü yetmemektedir onu durdurmaya. olursa ancak sonradan bir hikaye olur. kendinize ya da bir başkasına anlatırken."
Nam-ı Diğer Grace - Atwood.
27 Ocak 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
ne kadar manali bir alinti. peki sen cok mu biriktin bu surecte? nasilsin, cok merak ediyorum. istanbul'daki sular gibi senin de sesin solugun kesildi sanki:) cemre'yle iletisim idaresine bir not birakiyorum ben de. opuyorum simsiki
sesimi maile ilettim.
alıntı muhteşem, sen ne zaman tanışcaksın artık atwoodla? :)
Yorum Gönder